Aydınlatılmış Onam

Hipokrat’a göre ‘Hekimin en önemli ödevinin hastanın fikri ne olursa olsun onun yararına davranmak, asla zarar vermemek’ olduğu öngörüsüdür.
1900’lü yılların başlarında, bir dizi uygulama için hastadan alınan iznin yapılacak işlem hakkında “hastanın aydınlatılmasını” içeren bir onam özelliğini taşımadığı görülmektedir. Alman hekimlerinin İkinci dünya savaşı sırasında, hekimlik otoritesini insanlık aleyhine kullandıklarının Nuremberg Mahkemeleri tarafından tespit edilmesi bu işin suiistimal edilebileceğini de ortaya koymuştur. Hekimlik mesleğine olan güveni de sarsılmaya başlamıştır.
İlk çağlarda ve Hıristiyanlıkta, bilgisizlik ve ihmal hekimin sorumluluğunun düzeyini belirlemiştir.İslam hukukunda ise,hekimin uygulamaları sırasında hastanın rızasının alınması koşuluyla, hekimin mesleki kusurunun olup olmadığının araştırılmasını dikkate almıştır.Anadolu Selçukluları ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde de “Hastanın rızası” ön planda dikkate alınmıştır.Bu yaklaşım günümüz tıp etiği ile de örtüşmektedir.
Anayasanın 17. Maddesi;“Herkes fiziksel ve ahlaki varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Bir insanın vücut bütünlüğü tıbbi ihtiyaçlar dışında bozulamaz. Kişi bilimsel ve tıbbi deneylerde izinsiz kullanılamaz” der. Sağlık Mevzuatı’nda hastaların bilgilendirilmeleri ve onamları ile ilgili maddeler sıklıkla yer bulmuştur. Bunlar;
1219 sayılı “Tababet ve Şuabatı Sanatları Tarzı İcrasına dair Kanun”un 70. Maddesi
2238 sayılı “Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun’un 6. ve 7. maddeleri
“Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi”nin 14. Maddesi
“İlaç araştırmaları Hakkında Yönetmelik” 8. Maddesi
“Hekimlik Mesleği Etiği Kurallarının 26. ve 27. Maddeleri
1998 yılında çıkarılan “Hasta Hakları Yönetmeliği”nin 7–15–18–19–20–22–24–25–26–27–28–29–31–32– 33–34–35. maddeleri
Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Yönetmeliğinin ek 4’ü
Genetik hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliğinin ek 3’ü’de sayabiliriz.
Çağımız hukuk düzeninde tıbbi uygulamalarda hastanın aydınlatılmış onamının alınmaması, hekim için hukuki ve cezai sorumluluğun doğmasına neden olmaktadır. Sadece sözlü bilgilendirmeyi kabul etmemekte yazılı olarak belgelendirilmesini esas almaktadır.
Sonuç olarak,Hasta-hekim ilişkisinde hekim mutlak otoriteydi.Hekim tanı ve tedaviyi belirler, hastanın izlemesi gereken doğru yolu gösterir, güvenli bir dünyada dolaştırırdı.Bu rol geleneksel aile modelinde babanın oynadığı roldü.Hekim babaydı.Söylediği mutlak doğruydu.Günümüzde ise çağın gelişimine uygun olarak değişim göstermesi, hekimin üstlenmiş olduğu baba rolünün de değişmesine neden olmuştur.Hekim hastanın modern tıbbın gerektirdiği tedavi ve metodlar hakkında bilgilendirir.Hasta ise bu tanı ve tedavi metodlarında tercih hakkını kullanır Kabul yada red eder.Yani bireyin kendi kaderini belirleme hakkıdır.
Aydınlanmış onam ile İnsan onurunu ve bütünlüğünü korumayı hedeflemektedir.Hastanın tedavisi hakkında karar verebilmesi için bilgilendirilmeye hakkı vardır.Uygulanacak test veya tedavinin amacının ne olduğunu,sonuçlarının ne olabileceğini,tedaviyi kabul etmeme durumunda olabilecekleri açık bir şekilde anlamalıdır.
Aydınlatılmış Onam; hastaya; hastalığının tanısı, uygulanması gereken tıbbi tedavi, tedavinin yapısı, içerdiği riskleri, prognozu, alternatif tedavi yöntemleri ve bunların yarar-zararları hakkında yapılan yeterli açıklamadır.
Aydınlatılmış onamla hastanin hiçbir baskı altında kalmadan, serbest iradesiyle önerilen tibbi uygulamayi bilinçli ve gönüllü olarak kabul ettiğinin göstergesidir.
“Aydınlatılmış Onam”ın Standart İçeriği;Tanı,Hastalığın nedenleri,Hastalığın seyri,Önerilen tedavi veya uygulamanın (ÖTU) yapısı ve amacı,Tedavi için öngörülen girişimin süresi,ÖTU’nın riskleri, komplikasyonları ve sonuçları,ÖTU’ya alternatif tedavi seçenekleri,ÖTU reddedilirse hastalığın yaratabileceği sonuçlar ,ÖTU kabul edilirse avantajları beklenen sonuçları,Çıkar çatışmaları,ÖTU’yı kimin sağlayacağı, gerçekleştireceği,Tedavi ücreti konusunda hastanın anlayıp kavrayabileceği şekilde bilgilendirilmesi amaçlanmalıdır.Hasta-hekim arasındaki bu diyaloğun, hastanın hekimin işine karışması biçiminde algılanmaması gerektiği de unutulmamalıdır.

Etiketler: